Sponsored
Categories
Dereköyü Sayfası
KÖYÜMÜZÜN GENEL TANITIMI  Köyümüz Düzce İlinin Gümüşova İlçesine bağlı bir köydür. İlçeye uzaklığı 8 km'dir. Doğusunda Ardıçdibi ve Yıldıztepe, batısında Yeşilyayla, güneyinde Zekeriya ve kuzeyinde Yongalık köyleri ile çevrilidir. Ayrıca yine kuzeybatısında Yongalık Köyü'ne bağlı olan Lazlar Mahallesi (Devrek) bulunmaktadır. Yıldıztepe Köyü'ne halk dilinde "Kuşkuş", Yeşilyayla Köyü'ne de "Bıçkı" denmektedir.  Köyümüz Ankara'ya 230 , Istanbul'a 220 ve Karadenize sadece 45 km mesafededir.  Köyümüz 119 hane ve 380 nüfusludur. Fakat bu nüfus yaz aylarında fındık toplama vesilesi ile köy dışında bulunan insanlarımızın da katılımıyla bir o kadar artmaktadır. Bu artış köyümüze ayrı bir hareketlilik getirmektedir. Fakat fındıklar toplandıktan sonra köy yine eski sessizliğine bürünmektedir.  Köyümüz eski İpek Yolu’na ve şimdi bu yol üzerinden geçen TEM otoyoluna sadece 1 km mesafededir ve TEM otoyolundan köyümüz görünmektedir.  Ayrıca Gümüşova OSB’ye de oldukça yakındır. Yongalık Köyü ile Elmacık Köyü arasında kurulan ve 100’ün üzerinde büyük – küçük fabrika barındıran fabrikalarda köylerimizden de epey insan çalışmaktadır. Halen yapımı devam bir çok fabrika vardır.  Köyümüzde üç mahalle bulunmaktadır. Bunlar; Deregözü, Bıçkıbaşı ve Espitdüzü mahalleleridir. Nüfus yoğunluğu Espitdüzü mahallesindedir.  Köyümüzün şu anki muhtarı Arif Usta’dır. Kendisi bugüne kadar seçilen en genç ve en uzun süre görev yapan muhtardır.  Yol Durumu: Köyümüzün yolları şu an asfalt ve parke taştır. Fakat yer yer bozuk ve dardır. Deregözü mahallesi biraz çukurda kaldığından hem yol, hem şebeke suyu olarak maalesef biraz ihmal edilmiştir. Fakat köye genel olarak bakıldığında yollarımız cok da kötü  değildir. Su Durumu: Köyümüz su ihtiyacını Bıçkı Dağı ve ona yakın olan yerlerden getirilen sulardan karşılamaktadır. Daha önceleri su ihtiyacı  köy içinde bulunan kaynak sularından sağlanıyordu. Bunlardan tam olarak bilinmemesine rağmen 700 – 800 yıllık bir geçmişe sahip olan Soğuksu önemli bir yere sahiptir. Bu su Espitdüzü mahallesine verilmiş ve yol üzerinde bir de ceşme (Ali Paşa Ceşmesi) yapılmıştır. Bunlara ek olarak Katiplerin Suyu denilen su da bu mahalleye verilmiştir. Mahalle boyunca Mehmet Usta, Fazlı Gündoğdu ve Şaban Küçüköztürk tarafından üç çeşme daha yaptırılmıştır. Fakat şu anda bu çeşmeler faal değildir.  Egitim Durumu: Köyümüze okul 1972 yılında yapılmıştır. Bundan önceki yıllarda talebeler komşu Ardıçdibi Köyü'ne okula gitmekteydiler. 1972 yılında ise mescit olarak kullanılan bir oda okula çevrilmiş ve 4 yıl boyunca burada eğitim verilmiştir. Daha sonra Köylü - Devlet işbirliği ile Espitdüzü mevkiinde 2,5 dönümlük bir arazi üzerinde lojmanı ile beraber yeni bir okul inşa edilmiş, fakat öğrencilerin ilçeye okula gitmelerinden dolayı şu an okul olarak kullanılmamaktadır. Köyümüzden devletin birçok kademelerinde çalışan insanlarımız bulunmaktadır. Bunların çoğunluğunu ise öğretmenler teşkil etmektedir.  Arazi Durumu: Köyümüzde çayır, orman ve tarıma elverişli araziler vardır. Ortalama 110 dönüm mera ve 600 dönümlük de ormanlık alan mevcuttur. Buna etrafındaki dağlar dahil değildir. Ekilebilir arazi ise buralara fındık dikilmesi sebebiyle oldukça daralmış hatta yok olmuştur. Ancak küçük küçük ev kenarlarında bahçeler mevcuttur.  Köyün toplam arazisi ise yaklaşık 2600 dönümdür. Köyümüz tepelere kurulmuş olduğundan sulanabilir arazi hemen hemen yoktur. Ancak Değirmenyanı mevkiinde Bıçkı Deresi boyunca uzanan 100 – 150 dönümlük arazi sulamaya elverişli olmasına rağmen sulama yapılmamaktadır.  Son zamanlarda ortaya çıkan ve halk dilinde "Tırtır" veya ''Patpat'' denilen araçlar halkı büyük bir zahmetten kurtarmış, aşağı yukarı tüm taşıma ve toprak işleme ihtiyaçları bu araçlarla yapılır hale gelmiştir. Bu araçlar aslında toprak işleme amacıyla piyasaya sürülmüş, fakat Türk Milletinin kıvrak zekası sayesinde taşıma aracına dönüştürülmüş ve son zamanlarda da oldukça modernleştirilmiştir.  Hububat Durumu:Köyümüzün tek geçim kaynağı fındıktır diyebiliriz. Bunun yanında herkes kendi ihtiyaçları için fasulye, domates, patlıcan, biber, kabak, mısır, buğday, soğan, patates, marul ve maydanoz gibi bitkiler yetiştirmektedir. Fakat yeterli değildir. Halk yine ihtiyaçlarının büyük bir kısmını pazarlardan karşılamaktadır.  Köyümüzde çok çeşitli meyveler bulunmaktadır ve köylümüz bunu kendi ihtiyaçları için kullanmaktadır. Başlıcaları; erik, elma, armut, vişne, kiraz, dut, üzüm, ayva vb.  Hayvancılık: Köyümüzde eskiden hayvancılık oldukça gelişmiş olmasına rağmen bugün yok denecek kadar azdır. Kimi ailelerin tavukları bulunmaktadır. Ulasim Durumu:Köyümüz Gümüşova ilçesine 8 km, Düzce’ye 25 km, Bolu’ya 75 km ve Sakarya’ya 60 km'dir. TEM otoyoluna 1 km, D-100 karayoluna ise 8 km'dir. Ancak TEM otoyolundan köy yakınlarında herhangi bir çıkış olmadığından İstanbul yönünden gelindiğinde Hendek çıkışından, Ankara yönünden gelindiğinde ise Gölyaka – Gümüşova çıkışından çıkıp Gümüşova üzerinden köyümüze ulaşılır.  Ormancılık:Köyümüz bir orman köyüdür ve etrafı ormanlarla kaplıdır. Buna bağlı olarak da havası oldukça temizdir. Ekolojik dengenin bozulmaması yönünden ormanın öneminin çok olmasına rağmen, köylülerimiz bu konuda yeterli şekilde bilgilendirilememiştir. Son dönemlerde çıkan kanunlar orman tahriplerini önemli ölçüde engellemiştir. Son 76 yılda ormancılığın takip ettiği seyir: 1928 yılından 1930 yılına kadar devlet tarafından taban-kalas için kestane ve karaağaç işletilmistir. 1935 – 1938 yılları arasında yine devlet eliyle tren yollarında kullanılmak üzere treviz elde etmek amacıyla orman kesimi yapılmıştır. Aynı amaçla 1945 – 1947 yılları arasında kesim yapılmıştır. 1943 – 1946 ve 1951 – 1952 yılları arasında da kibrit üretimi amacıyla devlet eliyle kavak kesimi yapılmıştır. 1943 – 1945 yılları arasında bunlara paralel olarak maden ocağı direği için geniş çaplı bir kesim daha yapılmıştır. 1930 yılından 1975 yılına kadar Küçük Melen’den Gümüşova’ya kadar olan yaklaşık 30 köyün yakacak ihtiyacı da devletçe verilen izinle köyümüz ormanlarından (Bıçkı Dağı) temin edilmiştir.  Köy halkının tahribatına gelince; köyümüz orman içine kurulu olduğundan halk ekim ve dikim yapabilmek amacıyla ormanları açma yoluna gitmiştir. Kullanılabilir arazinin büyük bir bölümü bu yolla sağlanmıştır. Uzun yıllar köy halkı geçimini odun satarak temin etmiştir.  Avcılık: Fındıklara yapılan bilinçsizce ilaçlamalardan dolayı köyümüzde kuş türleri hemen hemen yok olmuşlardır. Bundan 20 - 25 yıl öncesine kadar köyümüzün her tarafı cıvıl cıvıl kuş sesleriyle yankılanıp, insanın ruhunu okşarken bugün  köyümüzde sayılacak kadar az kuş çeşidi kalmıştır. Hatta yaz - kış hiç eksik olmayan kargalar bile yok olmuşlardır. Avrupa ülkelerinde kullanılması kesinlikle yasak olan ilaç ve gübrelerin ülkemizde serbest olması acaba ne kadar doğrudur? Bu konudaki yorumu sizlere bırakıyoruz.  Ormanlarımızda yaşayan kuşlar ise bu konuda oldukça sanslı olduklarından herhangi bir ilaçlamadan etkilenmeden yaşamlarını devam ettirebilmektedirler. Fakat yine insanlarımız tarafından yapılan kuş avcılığı, üveyik, keklik, güvercin gibi kuş türlerini hemen hemen yok etmistir. Önceleri bol olarak bulunan tavşanlara rastlamak da dengesiz avcılık yüzünden pek mümkün olmamaktadır. Kış aylarında ise yaban domuzu avcılığı yapılmaktadır.  Tarihi ve Kültürel Yapısı: Köyümüz oldukça eski bir yerleşim alanı olmasına rağmen o günlerden kalan herhangi bir tarihi eser yoktur. Bundan 30 yıl öncesine kadar Espitdüzü mahallesinde kilise kalıntıları görülmekteydi. Köyümüz eski İpek Yolu'na çok yakın olduğundan definecilerin de iştahlarını kabartmıştır. Fakat kaçak olarak yapılan bu kazılardan bir iki taş mezarın haricinde herhangi bir şey bulunamamıştır.  Sportif faaliyetler: Köyümüzde herhangi bir sportif faaliyet maalesef yapılmamaktadir. Ancak yaz aylarında köyler arası futbol turnuvaları düzenlenmekte ve köyümüz de bunlara iştirak etmektedir. Espitdüzü mahallesinde mesire alanında  idare edecek kadar futbol oynamaya elverişli alan bulunmaktadır. Komşu Köylerimiz: Komşularımızdan Ardıçdibi Köyü de engebeli arazi üzerine kurulmuştur. Fakat bizim köyümüze nazaran daha düz araziye sahiptir. Alt Mahalle, Kıran ve Üst Mahalle olmak üzere üç mahalleden oluşur. Nüfusu bizim köyden kalabalıktır. Her konuda bizim köyle aynı özelliklere sahiptir.  Yongalık Köyü'nün ise tamamına yakını düz arazi üzerine kurulmuştur. Bu ise Yongalık'a her konuda büyük avantajlar sağlamaktadır. Tarihi ise oldukça eskidir. İpek Yolu'nun tam üzerinde ve şimdiki TEM otoyolunun hemen kenarındadir. İlcemiz Gümüşova'ya 4 km ile en yakın olan köydür. Bizim köyle aynı özelliklere sahiptir. Köyün biraz dışında çıkan ve birçok hastalıklara iyi geldiği söylenen şifalı suyu vardır.  Gümüşova Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yongalık Köyünden Elmacık Köyü istikametne doğru kurulmuş olup, yüzün üzerinde büyük küçük fabrika mevcuttur. Halen inşaası devam eden fabrikalar bulunmaktadır. Köylerimizden bir çok insanlarımız buralarda çalışmaktadır. Diğer komşularımız ise köyümüze oldukça uzaktadırlar.  KÖYÜMÜZÜN KURULUSU VE TARIHCESI  Köyümüzün halkı Doğu Karadeniz kökenlidir. Trabzon ve Giresun yörelerinden 1897 yıllarında gelmişlerdir. 1893 Osmanlı-Rus harbi sonucu, Doğu Karadeniz'in işgale uğraması nedeniyle göç etmek zorunda kalanlardandırlar. İlk gelenler ise Hat Osman Çavuşoğlu, Hamzaoğullarından müderris Salih Efendi, Cinal Ogullarından (Cin Ali) Hacı Mustafa, Molla Ahmet Oğullarından Bilal Efendi, Haşimoğullarından Haşim Hoca, Çatalbaşoğullarından Emin Efendi, Dagalı (Oğuzlu) Oğullarından Molla Mahmut Efendi, Girpi Oğullarından Salih Efendi'dir.  İlk gelenlerden olan Hat Osman Çavuşoğlu Akçaşehir'in (Bugünkü Düzce) bir köyü olan İstilli'ye yerleşir. Fakat Gölyaka'da bulunan Efteni Gölü'nün bir kısmının bataklığa dönüşmesi sonucu başgösteren salgın hastalık (Sıtma) nedeniyle burada tutunamayarak, Karasu'nun bir köyü olan Uluçukur'a yerleşir... Kızından olan bir de Salih adında torunu vardır ve torunu İstanbul'da medrese tahsili yapmaktadır.  Salih Efendi İstanbul'da medrese tahsilini tamamladıktan sonra dedesini bulmak için (Osman Çavuş'u) Düzce'ye gelir. Dedesini bulamayan Salih Efendi, geri dönerken Düzce'nin Yongalık köyünde konaklar. Köyün imamı yoktur. Salih Efendi'nin imam olduğunu ögrenen köylüler, köyde kalması ve kendilerine imam olması için ricada bulunurlar. O da kabul eder ve burada iki yıl kadar kalır. Bu esnada dedesinin Uluçukur'da olduğunu öğrenir ve Uluçukur'a giderek dedesini de alıp geri gelir. İleride kendilerine köy kurmak için yer verirlerse tekrar köye imam olabileceğini belirtir ve buna köy halkını razı eder.  Bunun üzerine Yongalık köyü sınırları içinde kendilerine gösterilen yerde bir köy kurarlar. Burada büyük bir ardıç ağacı bulunduğundan köye de "Uzun Ardıç" , bugünkü adıyla Ardıçdibi köyü adını verirler.  Buraya yerleşen Salih Efendi ve dedesi geride kalan akrabalarını mektupla çağırırlar ve yukarıda saydığımız kişiler de köye yerleşirler. Zamanla köy nüfusu artar. İçinden derenin geçtiği çukurumsu bir yerde bir mahalle daha meydana gelir ve buraya da Deregözü mahalllesi adı verilir. Fakat bu mahalle köyün biraz dışındadır. Mahalle 24 haneye ulaşmasına rağmen köy yönetimine bu mahalleden kimse alınmadığından aralarında anlaşmazlık çıkar.  Bu haksızlığa son vermek isteyen mahalle sakinleri yeni bir köy kurmak için devlete başvurur ve gerekli izni aldıktan sonra bugünkü Bıçkıbaşı, Espitdüzü ve Deregözü mahallelerinin bulundukları yerde kendi köylerini kurarlar. Deregözü mahallesinden esinlenerek köye de "Dereköyü" adını verirler ve 1958 yılında bugünkü köyümüz kurulmuş olur. Köyün kurulmasına en fazla katkıda bulunanlar ise Halit Taymaz, Hasan Hüseyin Çetin, Şükrü Gündoğdu ve Adem Sadak'tır.